Aşık Ekberi Gülbaş'ı Özlem ve Rahmetle Anıyoruz

"Deli gönül hangi dala konarsın,

Senin tutunacak dalın mı kaldı.

Ahu feryad ile niçin yanarsın

Şu dünyada senin malın mı kaldı"

(Aşık Ekberi Gülbaş)

Değerli halk ozanımız Aşık Ekberi Gülbaş'ı saygı ve özlemle anıyorum.

 

Ali Ekber Gülbaş, 7 Ağustos 1940'ta Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Çavuş köyünde doğmuştur. Annesinin adı Hanım, babasının adı İbrahim’dir. Üç kardeşin en küçüğüdür. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra ortaöğrenimi için Malatya’ya gitmiş fakat yoksulluk sebebiyle eğitimini tamamlayamadan bırakmak zorunda kalmıştır. Sıkıntılı bir hayat yaşamış, gurbette zorluklar çekmiş ve bu süreçte şiirlerine sığınmıştır. Askerliğini er olarak 1962 yılında Keşan’da yapmıştır. Askerliğini bitirdikten sonra İstanbul’a dönerek burada bir müddet haftalık yayınlanan bir gazetede çalışmıştır. 1969'da Tekel’e işçi olarak girdikten sonra 1970'te Malatya Tekel Baş Müdürlüğüne tayin edilmiştir. Malatya ve İstanbul’da yaşadığı dönemlerde yerel gazetelerde şiirleri yayımlanmıştır. Köyünden olan Sulhiye hanımla 1970 yılında evlenmiş ve bu evlilikten Mihmâni, Rahmâni, Devrim ve Zafer adlı dört çocuğu olmuştur (Elçi 2011: 72).

Ali Ekber Gülbaş'a Ekberî mahlası rüyasında verilmiştir. Alevilik geleneğinde önemli bir yeri olan “şelpe” tekniğini, babasının beş yaşındayken aldığı üç telli curayla icra etmektedir. Aşk ve Gurbet adlı ilk şiir kitabını 1966 yılında çıkaran Gülbaş, farklı şiirlerini 1986, 2000 ve 2009 yıllarında çıkardığı kitaplarında toplamıştır. Dört kitabın ilki, Aşk ve Gurbet adında olup farklı şiirlerden oluşmaktadır. Şair, şiirlerinde yalın bir anlatım kullanmıştır. Hece vezninin farklı ölçüleriyle şiirlerini kaleme kalmıştır. Aşk, sevgi, gurbet temalarını yoğun olarak işlemiştir. Şiirlerinde sıklıkla dertli, kederli bir yaşamı olduğunu dile getirmiştir. Dostluk, birlik hususlarına dair öğüt niteliğinde ifadelere yer vermiştir. Konusunu tasavvuftan alan şiir örneklerinde özellikle Alevi ve Bektaşilik inancına dair düşünceleri ön plana çıkarmıştır. Pir Sultan Abdal'a İthaf adlı şiirinde dudakta, dilde, kitapta, beyanda, telde ve hitapta Pir Sultan'ın olduğunu söylemektedir (Elçi 2011: 72-84).

Sayfayı paylaş